Başkan Abdurrahim
Burak’ın açıklaması:
“Yazılı ve görsel
basına yansıdığı kadarı ile doğruluğu teyit edilmemiş olmakla, 1136 sayılı
Avukatlık Kanunu’nda yapılması düşünülen düzenleme ile Baroya kayıt
zorunluluğunun kaldırılması yönündeki taslak tarafımızca kabul edilemez.
Barolar sadece bir
meslek örgütü değildir, barolar sadece bir sivil toplum kuruluşu da değildir,
baroların yapısı T.C. Anayasası ile güvence altına alınmıştır. Avukatların
baroya üye olmaları Anayasanın 135. Maddesinin bir gereği olup aksi anayasaya
aykırılık teşkil eder.
Barolar yargının üç
sacayağından savunmanın temsilcisi avukatların çatısıdır. Bu anlamda barolar
kamusal faaliyet sürdüren bir kuruluştur.
Barolar adaletin, insan
haklarının, hukuk devletinin, demokrasinin, evrensel değerlerin sesi ve kamunun
vicdanıdır.
Doğruluğu teyit
edilmemiş olmakla, Avukatlık Kanunu’nda yapılacak değişikliğe ilişkin taslakta
yer aldığı söylenen” Barolara üye olma zorunluluğunun kaldırılması ve illerde sendikal
sistem gibi “Çoklu Baroların” oluşturulması fikri kabul edilemez ve bunun
yürürlüğe konması yargının bağımsızlığı için, avukatlık mesleği için, ülke
için, hatta her bir fert için dahi çok büyük sakıncalar ve tehlikeler
içermektedir.
Avukatların baroya
kayıtlı olma zorunluluğunun kaldırılması, avukatlık meslek disiplininin
düzeninin, meslek etiğinin ve meslek kalitesinin yerle bir olması anlamına
gelir ki bu durum da yargının kurucu unsurlarından olan avukatlara ve dolayısı
ile yargıya verilecek en büyük zarardır. Bu zarardan en büyük payı da adalet
mekanizması görür zira “adalet mülkün temelidir.”
Avukatların Barolara
üye olma zorunluluğunun olması ve Baroların Bağımsız Tüzel Kişiliğinin varlığı
bizim için vazgeçilmezdir.
Avukatlık mesleğini bir
adım öteye taşıyacak, güçlendirecek, demokratikleştirecek her türlü düzenlemeye
destek veririz ancak avukatlık mesleğini ve baroları geriletecek ve
güçsüzleştirecek hiçbir düzenlemenin yanında olamayız.
Devletlerin
gelişmişlikleri ve devamlılığı ancak adalete verdikleri önem ile orantılıdır.
Barolar mevcut hali korunarak ve daha iyileştirilerek, bölünmeden adaletin
sağlanmasında ancak etkin olabilirler.
TBB seçimlerinin ve
Baroların yapısına ilişkin iki temel sorun vardır.
Bunlardan birincisi;
üye sayısı fazla olan barolarda Başkan adaylarının seçimlere blok liste ile
girmesi sonucu, baro üyelerinin %20’lik oyunu alan başkan adayı ve listesi,
baronun tüm organlarındaki görevleri almakta ve böylelikle baro organlarında
geri kalan yüzde seksen oranındaki baro üyelerinin temsili gerçekleşememektedir.
Bu durum da büyük barolarda demokrasinin baro seçimlerine yansımadığının
göstergesidir. Blok liste ile girilen seçimlerde baro organlarının ve Türkiye
Barolar Birliği delegelerinin tümü yüzde 20 oy alan baro başkanının listesine
göre oluşmaktadır.
Üye sayısı fazla olan
büyük Baroların özellikle delege sayılarının fazlalığı karşısında Anadolu
barolarının TBB başkan ve organlarının seçiminde söz sahibi olmaması sonucunu
doğurmaktadır. Bu durum da demokrasi ile bağdaşmamaktadır. Üye sayısı fazla
olan 3 büyük baronun delege sayısı, tüm Anadolu barolarının yaklaşık 2 katıdır.
Dolayısı ile TBB seçimlerinin sonucu baştan bellidir, üç büyük baro kimi derse
o seçilecektir. Baroların yapısında değiştirilmesi gereken ve daha demokratik
bir çözüm bulunması gereken tek sorun
budur.
Bu sorun ya TBB Başkan
ve organlarının seçiminde tüm avukatların doğrudan temsil ile TBB başkanını ve
diğer organları kendisinin kullanacağı oy ile seçmesi ile ya da nisbi temsilin
delegasyonun belirlenmesinde hayata geçirilmesi ile mümkündür. Ancak böyle bir sistem delege sayılarının
belirlenmesindeki adaletsizliği ortadan kaldırabilecektir ve Anadolu Baroları
ile üye sayısı olarak büyük olan barolar arasındaki güç dengesi böylelikle sağlamış olacaktır.
Barolar ne iktidarın ne
de muhalefetin yanında ya da karşısında
değildir, barolar, adaletin temini, hukukun üstünlüğü, insan haklarının
korunması ve demokrasinin varlığı adına yapılan doğruların yanındadır.
Avukatlık Kanunu’nda
bir değişiklik yapılacak ise en güzel ve yararlı sonucun alınması için 80
baromuzun da görüşleri alınmalı ve fikri anlamda aktif olarak barolarımız bu
süreçte yer almalıdır.
Avukatlar, Türkiye
Barolar Birliği ve kendi baroları ile bir ailedir, bir bütündür ve parçalanamaz”
dedi.


















