TBB tarafından düzenlenen Afet Riski Azaltma ve Deprem Toplantısı’nda konuşan Başkan Ekrem Yüce, “Deprem öldürmez bina öldürür. Kentimizde en dikkat ettiğimiz ve önem verdiğimiz konuların başında yatay mimari geliyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği “ Bizim medeniyetimize yakışan göğe değil toprağa daha yakın olmaktır.” anlayışıyla bir şehir kimliği oluşturduk. Yatay mimari ile teknolojiyi birlikte kullanarak insan ve mekan ilişkisini güçlendiriyor, insanın yaratılışında var olan toprak ile ilişkisini yatay mimari vasıtasıyla daimi hale getiriyoruz” dedi.
Sakarya Büyükşehir
Belediye Başkanı Ekrem Yüce, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından düzenlenen
Afet Riski Azaltma ve Deprem Toplantısı’na katıldı. Toplantıda İçişleri Bakanı
Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Fatma Varank, AFAD Başkanı
Dr. Mehmet Güllüoğlu, Japonya Türkiye Büyükelçisi Akio Miyajima, JICA Uzmanı
Dr. Shoji Hasegawa, belediye başkanları, üyeler ve davetliler yer aldı.
1
milyar 300 milyon yatırım
Başkan Ekrem Yüce, “Ülkemiz
bilindiği gibi doğal afetlere ve özellikle depreme karşı hassas. Sakarya’da
bunu en ağır şekilde yaşadık. 1999 depremine dair zihinlerimize çok acı
hatıralar kazındı. Bir daha aynı acıları yaşamamak için gerekli önlemleri en
hızlı biçimde almaya gayret ettik. 1999 depremi sonrasında ilimize yapılan
resmi harcamaların toplamı 1 milyar 300 milyon TL’dir. Sakarya’da ve 16 ilçesinde
olası bir deprem anında kullananılabilecek; 664 toplanma alanı ve 169 bin 749
konteynır ve çadır kurulabilecek geçici barınma merkezi mevcut.”
AKOM’la
afetlere hızlı ve etkin koordinasyon
“1999 yılında Sakarya
halkı olarak depremin acı yüzünü bizzat gördük ve yaşadık. Bu konuda oldukça
hassas davranıyoruz. Afet Koordinasyon Merkezi’mizi en teknolojik cihazlarla ve
modern bir yapıyla kurduk. Merkezimiz 9 şiddetinde depreme dayanıklı olarak
inşa edildi. Kesintisiz enerji ve haberleşme imkânı ile tek bir merkezden
şehrin tüm noktaları izlenebilmekte ve iletişim sağlanabilmektedir. AKOM olası
bir afet anında hızlı ve etkin koordinasyon ile afetlere hazırlıkta bir mihenk
taşı olmuştur.”
Haberleşme
sisteminde örnek çalışma
“Özellikle deprem
sonrasında karşılaşılan en önemli sıkıntı haberleşmedir. Bu konu gerçekten çok
elzem ve üzerinde çalışılması gereken bir konudur. Büyükşehir Belediyesi
bünyesinde kurduğumuz sistem ile bu sorunu ortadan kaldırdık. Bu sistem bize
olası bir afet durumunda kritik önem taşıyan su, kanalizasyon ve haberleşmeyi
kesintisiz şekilde sunmamızı sağlıyor. Bu sistemi kuran ve uygulayan
Türkiye’deki ilk ve tek belediyeyiz ve bununla gurur duyuyoruz.
Deprem
değil binalar öldürür
“Deprem öldürmez bina
öldürür. Bunu hem şehrimizde hem de ülkemizde acı tecrübeler neticesinde
öğrendik. Aynı tecrübeleri yaşamamak ve aynı hataları tekrarlamamak için
önlemlerimizi alıyoruz. Kentimizde en dikkat ettiğimiz ve önem verdiğimiz
konuların başında yatay mimari geliyor. Yatay mimari anlayışımızla Türkiye’ye
örnek bir şehir olduğumuzu düşünüyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği “
Bizim medeniyetimize yakışan göğe değil toprağa daha yakın olmaktır.”
anlayışıyla bir şehir kimliği oluşturduk. Yatay mimari ile teknolojiyi birlikte
kullanarak insan ve mekan ilişkisini güçlendiriyoruz. İnsanın yaratılışında var
olan toprak ile ilişkisini yatay mimari vasıtasıyla kurmalıyız. Doğal olan
budur.
Kent
mimarisi ve afetlerle üniversite iş birliği
“Kent mimarisi ve
afetler konusunda üniversiteler ile de işbirliği içinde çalışıyoruz. Şehrimizde
bütün yapıların kontrollerini SAÜ ve SUBÜ ile gerçekleştiriyoruz. Zemin
etütleri, statik projeler, güçlendirme, kritik yapı kontrollerini
üniversitelerden hocalarımızla birlikte yapıyoruz. Ayrıca yine hocalarımızdan
yapılar ve zeminler ile ilgili hocalarımızdan danışmanlık alıyoruz. İstanbul
Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ile de bir
protokol imzaladık. İTÜ ile afetlere karşı daha hızlı ve etkili önlemler almak
konusunda bir protokol imzaladık. Kandilli Rasathanesi ile Büyükşehir
Belediyemiz bünyesinde kurduğumuz GNSS ( Küresel Seyrüsefer Uydu Ağı)
sisteminden aldığımız verilerin birlikte değerlendirilmesi konusunda bir
protokole imza attık. Buradan elde ettiğimiz veriler depremselliğin ölçülmesi
anlamında oldukça önemli.”
Bir
bütün olarak ele alınmalı
“Depremler, doğal
afetler her zaman başımıza gelebilecek ve daima hazırlıklı olmamız gereken
durumlardır. Alacağımız önlemler ile doğal afetleri engelleyemezsek bile maddi
ve manevi zararı en aza indirebiliriz. Şehirler, orada yaşayan insanların ortak
hafızalarından oluşur. Tüm güzelliklerin yanında doğal afetlere karşı da daima
hazırlıklı olarak hafızalarımızı diri tutmalıyız. Şehirlerimizi inşa ederken,
dönüştürürken aslında gelecek nesillere miras bırakacağımız medeniyetimizin de
temellerini atıyoruz. Temellerini attığımız şehir medeniyetini, içerisinde
barındırdığı fonksiyonlarıyla, doğal afetler ile bir bütün halinde ele almak
zorundayız.”

















