Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte değişen insan ilişkileri ve dijitalleşmenin getirdiği kimlik erozyonu, akademik bir platformda masaya yatırılıyor. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından geleneksel olarak düzenlenen SUBÜ Konuşmaları’nın 122’nci buluşması, çok çarpıcı tespitlere sahne oluyor. Bilim İletişimi Ofisi'nden Öğretim Görevlisi Nihal Kocaağa'nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Yer Bildirimleri" temalı söyleşinin konuğu olan Millî Eğitim Bakanlığı Müşaviri Dr. Necdet Subaşı, dijital çağın insan ruhunda açtığı derin yaraları çarpıcı başlıklarla özetliyor.
Söyleşide yer bildirimi kavramının sadece fiziki bir konumdan ibaret olmadığını, asıl önemli olanın insanın zihinsel, ruhsal ve idrak haritasındaki duruşu olduğunu belirten Dr. Necdet Subaşı, yeni neslin popüler söylemlerini de sert bir dille eleştiriyor. Gençler arasında bir moda haline gelen "Araf'tayım" ifadesinin kalıcı bir yaşam biçimine dönüşmesinin büyük bir karar mekanizması gecikmesi olduğunu vurgulayan Subaşı, bireyin üzerine basacağı sağlam sütunlara ve değerler dünyasına sahip olması gerektiğine dikkat çekiyor. Dijital mecraların mahremiyeti bir tüketim nesnesi haline getirerek teşhir alanına dönüştürdüğünü ifade eden Subaşı, insanların sosyal medyada kendilerine ait her şeyi kitlelerin gözlemi altına sokarak aslında özgürlüklerini kendi elleriyle teslim ettiklerini söylüyor. Pandemi sonrasında aynı evin içinde bile herkesin kendi sanal yalnızlığına gömüldüğünü, sanal cemaatlerde bedelsiz ilişkiler kurulduğunu aktaran Subaşı, konuşmasını vicdani bir yer bildirimi vurgusuyla tamamlayarak, "Gazze'de yaşanan zulme karşı takınılan tavır, bugün insanın merhamet ve vicdan haritasında tam olarak nerede durduğunun en net göstergesidir" diyerek insanlığı samimi bir yüzleşmeye davet ediyor.





















