Tarih
boyunca Türk’ün savaştığı her cephede yer alan sağlık çalışanı kahramanların
şehitler vererek salgın sürecinde de bulundukları fedakârlığa, çalışma
azimlerine tüm Türkiye ve dünya şahit olmuştur. Bu gayret herkes tarafından da
takdir edilmiştir.
Hekiminden
hemşiresine, ebesinden sağlık memuruna, sağlık teknikerinden teknisyenine
hepimizin gayesi devletimizin verdiği görevle milletimize hizmet etmektedir.
Bu
süreçte vazifeleri uğruna şehit olarak tarihe kazınanlar, ne yazık ki ekonomik
olarak en fazla gelir kaybına uğrayan hekiminden hemşiresine, ebesinden sağlık
memuruna, sağlık teknikerinden teknisyenine tüm sağlık camiası olmuştur.
Verilen mücadele ile tam tezatlık içeren bu
durumun düzeltilmesi adına yapıldığı söylenen her düzenleme adaletsizlik başta
olmak üzere birçok soruna yol açmış, çare olmaktan öte sorunun kronik bir hale
gelmesine neden olmuştur.
Aşırı
iş yükü, şiddet, mobbing, ayrımcılık ve haksızlıklarla herkes yıpranmış,
tükenmişlik sendromu ile karşı karşıya kalmıştır.
Her
insanımıza yardım eden, şifa veren ve her duaya girenlerin bugün maruz
kaldıkları bu halin düzeltilmesi, yaşadıkları sorunların çözülmesi devletimizin
her kademesinde görev yapanların, sağlık hizmeti alan milletimizin tamamını
ilgilendiren bir meseledir.
Sağlık
camiasının geleceği karamsarlığa itilmemelidir. Bu çözümsüzlüğün sürmesi
halinde ortaya çıkacak ağır sonuçların herkesi etkileyeceği muhakkaktır.
Artık bu
durum salt bir ücret meselesi değil, ülkenin geleceğini ilgilendiren bir sorun
olarak karşımızda durmaktadır.
Bu gözle bakılarak bütüncül
bir yaklaşımla meseleye çare aranmalıdır. Bizim beklentimiz maaşa zam şeklinde
tek bir ödeme ile kayıpların telafi edilmesidir. Adalet ve hakkaniyet gibi iki kıymetli
ölçünün esas alınarak bu durumun gerçekleştirilmesi zaruridir.
Sağlıkta
şiddette ağır cezalar hayata geçmeli, istisnasız tutuklu yargılama
getirilmelidir. Tüm sağlık kurum ve kuruluşlarının sıfır toleranslı ilan
edilmeli ve şiddet uygulayanların kamu sağlık hizmeti acil haller dışında
belirli bir süre ücretli olmalıdır.
Döner
sermaye sistemi çalışan merkezli olarak baştan aşağı revize edilmelidir.
Malpraktis davaları hekimlerimiz için pranga olmaktan
çıkarılmalıdır.
Aile hekimlerimizin ödeme ve sözleşme yönetmeliğinden kaynaklı
sorunları çözülmeli, kayıpları telafi edilmelidir.
Üniversite
hastanelerinde görev yapan personele tayin ve becayiş hakkı gelmelidir.
Kamu sağlık hizmetinde görev alan tüm çalışanlar kadrolu olarak
istihdam edilmelidir. Çalışma barışını bozan, ayrımcılığa neden olan tüm
düzenlemeler kaldırılmalıdır.
Tüm sağlık camiasının mesleki itibarı yeniden kazandırılmalıdır.
Devlet şifa dağıtan ellerine sahip çıktığını göstermelidir.
Türk
Sağlık-Sen olarak yapılması gerekenlerin ne olduğunu net bir şekilde
söylemekteyiz. Bunun için de mücadele vermekteyiz. Günün şartları, havanın
durumu, rüzgârın yönüne göre değil, inandıklarımız ve doğru bildiklerimiz
üzerine mücadelemizi sürdürüyor ve sürdüreceğiz.
Sorunlar yumağında boğuştuğumuz son Tıp Bayramı
olması,
Sağlık camiasının sorunlara çareler üretilip, çözüm için adım atılması
temennisiyle 14 Mart Tıp Bayramımız Kutlu Olsun.
İrfan
KORKMAZ
Türk
Sağlık-Sen Sakarya Şube Başakanı
















