Şubat ayının ortasına geldiğimiz bu günlerde, doğa sessiz ama derinden bir hazırlığın içerisine giriyor. Takvimler henüz kışı gösterse de, toprağın derinliklerinde ve ağaçların gövdelerinde yaşam suyunun yavaş yavaş hareketlendiğini hissetmek mümkün. Doğal yaşamı takip etmek, sadece mevsimleri bilmek değil; bu ince değişimleri fark edebilme sanatıdır.
Bugünlerde doğa bize sabrı öğretiyor. Toprak, baharın coşkusuna hazırlanmadan önce son bir kez dinleniyor. Modern insanın en büyük yanılgısı, her an bir üretim ve hız içerisinde olma zorunluluğudur. Oysa doğanın bir döngüsü vardır ve her döngünün kendi içinde bir sükuneti bulunur. Şu an dışarıda hırçın rüzgarlar esse de, her fırtınanın ardından gelen dinginlik, toprağın bereketini müjdeler.
Şehirde Doğayı Hissetmek
Şehrin betonları arasında yaşayan bizler için bu uyanışı fark etmek bazen güç olabiliyor. Ancak dikkatli bir göz, yol kenarındaki bir ağacın tomurcuklanmaya hazırlanan dallarını veya göç hazırlığındaki kuşların sesini ayırt edebilir. Doğal yaşamla bağ kurmak için ormanlara gitmeyi beklemek yerine, başımızı kaldırıp gökyüzüne bakmak ya da balkonumuzdaki saksının nemini kontrol etmek bile yeterlidir.
Bu Hafta Ne Yapabiliriz?
Bu geçiş döneminde evlerimizde ve yaşam alanlarımızda yapabileceğimiz en kıymetli hazırlık, "sadelik" üzerine odaklanmaktır. Fazlalıklardan arınmak, bitkilerimizin saksı değişim zamanlarını planlamak ve mutfağımızda mevsimin son kış sebzelerine veda ederken, yerel üreticiden aldığımız tohumları tasnif etmek; doğanın ritmine ayak uydurmanın en somut yollarıdır.
Unutmayın; doğa asla acele etmez ama her şeyi vaktinde tamamlar. Bizler de kendi hayatlarımızda bu dengeyi bulabildiğimiz ölçüde huzuru yakalayabiliriz.
Toprağın sabrı ve doğanın bilgeliği yolunuzu aydınlatsın.
Toprak Doğan












