Garip akımının öncüsü Orhan Veli Kanık, bu şiiriyle kalıpları yıkarak insanın en çıplak ve savunmasız halini, yani "ifade edememe" sancısını bizlere sunuyor.
ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum.
Yorumu
Orhan Veli dendiğinde akla gelen ilk şey, sokağın dilini şiire taşıyan o muzip adamdır. Ancak "Anlatamıyorum" şiirinde şair, muzipliği bir kenara bırakıp ruhunun en derin dehlizlerine iniyor. Hepimizin hayatında en az bir kez yaşadığı o çaresizliği; boğazımızda düğümlenen, dilimizin ucuna gelip de bir türlü dökülemeyen o kelimeleri anlatıyor. Şiir, aslında isminin tam tersine, o anlatılamayanı muazzam bir şekilde anlatmayı başarıyor.
"Kelimelerin kifayetsizliği" ifadesi, belki de Türk şiirinin en güçlü itiraflarından biridir. İnsan, büyük bir acı, derin bir aşk ya da tarifsiz bir hüzünle karşılaştığında lügatların ne kadar yoksul kaldığını fark eder. Şairin "dokunabilir misiniz gözyaşlarıma" sorusu, aslında bir yardım çağrısı değil, yalnızlığın en somut ilanıdır. Çünkü acı, ne kadar anlatılırsa anlatılsın, nihayetinde kişinin tek başına göğüslediği bir yük olarak kalıyor.
Bu şiiri okuduğumuzda, Orhan Veli'nin sadece İstanbul'u dinleyen bir gözlemci olmadığını, aynı zamanda insan ruhunun o sessiz çığlıklarını da duyabildiğini görüyoruz. Belki de o "her şeyi söylemenin mümkün olduğu yer" ölümdür, belki de saf bir aşkın kucağıdır; bunu bilemiyoruz. Ama şairin o yere "epeyce yaklaştığını" hissetmesi, okuyucu olarak bizim de içimizde tarifsiz bir sızı bırakıyor. Kelimelerin bittiği yerde şiir başlıyor ve Orhan Veli, susarak en güzel şiirini yazıyor.








